Tanrı, patron, bey, ağa, sultanla değil, kendi kollarımızla kurtulacağız!

Kapitalizmin krizleri, bütün toplumları kapsayacak şekilde çoğalıyor mu? 2007 yılında, ABD’de bir ipotek ve finans krizi olarak başlayan ve bütün dünyayı saran ekonomik kriz, hala aşılmadı. Aksine; Avrupa’da 2015 yılına dayatılan kısıtlama politikasının en can yakıcı etkilerini hafifletmeye çalışan Yunanistan Hükümetinin bu çabalarına karşı Almanya’nın önderliğinde AB’nin sergilediği tutum damgasını vurdu. Yılın ikinci yarısında, Yakın ve Ortadoğu’daki, ayrıca Kuzey Afrika’daki savaş bölgelerinden kaçan yüzbinlerce sığınmacı Avrupa’ya ulaştı. Bu, NATO ve AB’nin, Libya’dan Afganistan’a kadar ulaşan bu bölgede uyguladığı devlet terörünün dolaysız sonucuydu.
Ancak kundakçılar yeni savaşlar için silaylanıyor, dünyanın yeniden paylaşımında yeni bir raund başlıyor. Sermayenin merkezlerinde yoksulluk artıyor, demokrasi ve temel sosyal standartlar kısıtlanıyor. Sağcı güçler ve neofaşitler, AB’nin batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine rağbet görüyor.

Bu gelişme, sosyalizmin 1990’lı yıllardaki yenilgisinden sonra başladı ve bugün, sn büyük krizde olduğu gibi, uygarlığı ve insanlığı tehdit eden biçimler aldı. Çünkü aklın, barışın ve demokrasinin güçleriyle sosyalizm zayıf. Savaş karşıtları, antikapitalistler, liberal demokrasi savunucuları, sosyal dışlanmaya karşı dini gerekçelerle mücadele edenleri sendikacılar, sosyalistler ve komünistler – sömürü ve baskı toplumuna, krizin bütün yükünün halkın sırtına yıkılmasına ve bu ilişkilerin değiştirilmesi üzerine sadece kafa yorulmasına bile karşı uygulanan baskılara karçı çıkanlar bu güçler. Onların en önemli silahları birlikleri, ilişki ağları kurup örgütlenmeleri, yılgınlığın ve edilgenliğin aşılması, bilincin geliştirilmesidir. Protestonun kaynakları nerede, direniş nereden yükselebilir? XXI Rosa-Luxemburg Konferansı’nın konuları işte bu sorular. Brecht’in şu sözleri yeniden güncellik kazandı: „Değiştir dünyayı, onun buna ihtiyacı var.“  


Giriş: Saat 10.00’dan itibaren

Saat 10.45 Küba müzik grubu »Proyecto Son Batey« ile açılış

Saat 11.00’den itibaren sunumlar

Küba devrimi, güncel uluslararası ve ulusal koşullara ne yanıt veriyor?

Alpidio Alonso Grau, Şair-yazar, Ulusal Meclis Milletvekili ve Küba Komünist PArtisi Merkez Komitesi üyesi (Küba)


Sınıf mücadelelerinde kültürün pratik anlamı ve Türkiye’deki durum üzerine


Aydın Cubukcu, siyasi aktivist, yazar, devrimci ve Evrensel Kültür Dergisi ile Hayat TV’nin Genel Yayın Yönetmeni; 1991 yılında 19 yıl sonunda cezaevinden tahliye oldu (Türkiye)


Avrupa ve Almanya’da solun durumu


Sahra Wagenknecht, Sol Parti Federal Meclis Grubu başkanı, iktisatçı ve yayıncı (Almanya)


Sosyal sorun, barış sorunu ve demagoji: Sağ hegemonya tehlikesi


Natascha Strobl, siyaset bilimci ve anti-faşist, Viyana’da faaliyet sürdüren "Offensive gegen Rechts" grubunun aktivisti, www.schmetterlingssammlung.net adresindeki blogun yayıncısı (Avusturya)


Faşizme ve savaşa karşı: İlk başta karşı çıkın!


Esther Bejerano, Alman-Yahudi müzisyen Auschwitz imha kampında „Auschwitz Kız Orkestrası’nda görevli olduğu için ölümden kurtuldu. Uluslararası Auschwitz Komitesi’nin kurucusu ve başkanı, çok sayıda onur ödülü aldı. Başta Microphone Mafia grubu olmak üzere, söylediği anti-faşist şarkılarla müzisyenliği sürdürüyor. (Almanya)


Ayrıca:

  • ABD’deki gazeteci ve siyasi tutuklu Mumia Abu-Jamal’in mesajı
  • Kübalı kameraman ve fotoğrafçı Roberto Chile’nin hazırladığı »Fidel es Fidel« başlıklı serginin ve ilk kez Almanca yayınlanan sergi kataloğunun tanıtımı
  • Bir yıl önce ABD cezaevlerinden tahliye edilen ve „Kübalı Beşler“ olarak bilinen kahramanaların mesajı
  • Donbass Komutan Yardımcısı Alexej Markow, ile canlı bağlantı
  • Kitap prömiyeri: Wladislaw Hedeler ile Volker Külow Lenin’in Emperyalizm adlı eserinin yeni baskısını tanıtıyor
  • Willi Baer ve Karl-Heinz Dellwo Direniş Kütüphanesi’ni tanıtıyor
  • Sığınmacı hareketinden aktivistler güncel mücadeleler hakkında bilgi veriyor
  • Türk-Alman-İtalyan rap grubu Microphone Mafia ve Esther Bejerano’nun ortak konseri
  • Sosyal Adalet ve İnsan Onuru İçin Birlik derneğinin verdiği Dayanışma ve İnsan Onuru Ödülü’nün tanıtımı

 

Saat 18.00’dan itibaren panel
Dayatmalara karşı çıkmak veya direnmek: Solun kurtarılması mümkün mü?

Federal Almanya Cumhuriyeti’nda sağcı ve neofaşist güçler rağbet görüyor. 1929 dünya ekonomik krizi döneminde olduğu gibi, kısmen sistematik olarak teşvik ediliyorlar ve muhtemel bir yedek egemenlik ordusu olarak hazırlanıyorlar. Bunun dışında, bu ülkede bu güçleri örgütsel ve siyasal olarak yönlendiren ve terörizme başvuran bir „derin devlet“ olduğu ortaya çıkıyor. „Nasyonal Sosyalist Yeraltı“ adındaki örgütle veya NPD’nin yasaklanması davasıyla bağlantılı olarak yaşananlar, açıkça görüldüğü üzere sadece buzdağının ucu.

Ama mesele sadece ırkçılara ve neofaşistlere, onların ideolojisinin yayılmasına karşı eylemler gerçekleştirmek olamaz. Faşizmle kapitalizm etle tırnak gibi ayrılmazdır. Sağcı gelişmenin kaynağı, sosyal ırkçılığın eylem klavuzu yapıldığı tekellerin ve bankaların merkezlerinde, siyasetin anakarargahlarında ve medyanın yönetici katlarındadır. 1990 sonrasında, aşağıdakilere karşı tutumlarında her türden çekingenlik nedenlerinden kurtulduklarını düşünerek, sosyal ve demokratik haklara karşı hayata her geçirdikleri kısıtlamayı „reform“ diye kutladılar. Milliyetçi ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve şövenist kışkırtma bu siyaseti her dönem tamamlayıcısı olageldi. Bu ikisinin kombinasyonu sisteme istikrar sağlayıcı etkide bulundu. Bugünkü krizde,otoriter egemenlik biçimlerine geçiş, sistematik olarak ilerletiliyor.

Peki sağcı sloganlara genel kabul edilebilirlik sağlayanların karşısına biz neyi çıkarıyoruz? Eskiden tanıdığımız ve bugün de yeniden ortaya çıkan, barış ve demokrasi gibi „sol“ kavramları sağcı hareketlerin hizmetine sunma çabalarına nasıl karşılık veriyoruz? Mücadeleyle elde edilmiş kazanımları korumak üzere, neofaşist ideoloji ve siyasete karşı mücadele ile geniş birlikler kurma mücadelemizi nasıl birbirine bağlıyoruz? XXI. Uluslararası Rosa Luxemburg Konferansı’ndaki panele katılanlar, bu konular üzerinde bir tartışma sürdürecek.

  • Lena Kreymann, Sosyalist Alman İşçi Gençliği (SDAJ)
  • Ellen Brombacher, Komünist Platform, Sol Parti Linke
  • Esther Bejarano, Müzisyen ve anti-faşist aktivist
  • Dieter Frielinghaus, İlahiyatçı ve emekli rahip

Moderasyon: Arnold Schölzel (junge Welt gazetesi genel yayın yönetmeni)

 

20.30’dan itibaren fuayede kapanış şenliği:

»Proyecto Son Batey« grubunun ezgileri eşliğinde ve leziz mojito kadehlerini kaldırarak, hep birlikte Cuba Sí‘nin 25 yıllık mücadelesini, somut olarak hayata geçirilen siyasi ve maddi dayanışmayı kutluyoruz.

 

Saat 14.00’ten itibaren, Kleist Salonu’nda Gençlik Forumu başlıklı paralel program
Genç, acımasız ve yakışıklı mı? .- Devrimci gençlik nasıl mücadele ediyor ve örgütleniyor?

Federal Almanya Cumhuriyeti’nde faşistlerin yürüyüş yapmadığı ve saldırıda bulunmadığı gün geçmiyor. Federal Hükümet, eşzamanlı olarak sığınma yasalarını sertleştiriyor, artan sayıda silah ihracatına onay veriyor ve Federal Ordu ülke dışında giderek daha fazla müdahalelere gönderiliyor. Öte yandan 350.000 meslek eğitim yeri açığı var. Bir meslek eğitim yeri bulmuş olanlarımız,giderek daha kötü koşullarda, düşük ücrete çalışmak, daha fazla eğitim harcı ödemek ve güvencesiz gelirle yaşamak zorunda. Bu tabloyu, harabeye dönmüş okul binaları, büyük sınıflar ve dolup taşan üniversite derslikleri tamamlıyor. Kapitalizm hergün daha güçlü bir şekilde, ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek bir sistem olmadığını kanıtlıyor. Buna rağmen, mevcut koşullara karşı direniş, en iyimser tanımıyla çok mütevazı kalıyor.
Böylesi bir dönemde, bu sisteme karşı savaştığı iddiasını taşıyan bir gençlik örgütü nasıl olmalı? Bu örgütün günümüzdeki görevleri nelerdir ve aktif mücadele ve direnişleri geliştirmek nasıl başarılabilir? Günlük gelişmelerin ötesine geçen bir perspektife ihtiyaç yok mu? Varsa bu perspektif nasıl olmalı? Kısacası: Devrimci gençlik nasıl mücadele ediyor ve örgütleniyor?

Bu konularda otonom grupların, sendikaların ve Sosyalist Alman İşçi Gençliği’nin (SDAJ) temsilcileri, Lower Class Magazine’in moderatörlüğünde tartışıyor.

 

Programda değişiklikler olabilir.

Konferans dilleri: Almanca, İngilizce, İspanyolca ve Türkçe (simültane çeviri)
Moderasyon: Dr. Seltsam, Kabare sanatçısı

Sergi

Tendenzen Berlin Grubu’nun sanat sergisi: »Ni dieu, ni maître: Başka efendiler değil, hiçbir efendiye ihtiyacımız yok!«

Tendenzen Berlin Grubu, junge Welt gazetesiyle birlikte, XXI. Uluslararası Rosa Luxemburg Konferansı bünyesinde üçüncü sergisini gerçekleştiriyor. Çok sayıda sanatçı eserlerini bir kez daha sergilenmesi için gönderdi. Bir jürinin bunların arasından seçtiği eserler, sergi izleyicilerinin ilgisine sunuluyor.

Go to top