Giriş: Saat 10’dan itibaren
10:20:    Açılış - Dans ve Müzik Grubu "Capoeira Topázio Berlin"

10:30:    "Tendenzen" grubunun sanat sergisi açılışı
»¡No pasarán! (Geçiş Yok) - Gericilik başarılı olamayacak! «
Barışçı ve dayanışmacı bir toplum için sanatımız

Grup »Tendenzen«, Berlin 'junge Welt' gazetesi ile birlikte Uluslararası Rosa-Luxemburg-Konferansı çerçevesinde sanat sergisinin bu yıl dördüncüsünü düzenliyor. Çok sayıda sanatçının sunmuş olduğu eserler jüri tarafından değerlendirildi ve içlerinden en iyileri sergi için seçildi.

11:00 Sunumlar / Konuşmalar

‘’Sağcılığa karşı olmak yeterli değil – Sosyalist seçenekler için mücadele etmeli’’

1991’den itibaren savaş Almanya topraklarından tekrardan ortaya çıkmaktadır. Yugoslavya’nın zorla parçalara ayrılması için verilen desteklerle başlayan, Hindikuş Dağları’nda 15 yıldır hala sürmekte olan yurt savunmasına, Birleşmiş Milletler’in Irak’taki işgalinin desteğine, NATO’nun Libya’daki savaşından ve Doğu Ukrayna halkına karşı Kiev’in seferberliğindeki desteğinden Batı’nın Suriye Savaşı’ndaki katılımının desteğine kadar genişleyerek büyümüştür.
Federal Almanya devleti aynı zamanda Avrupa Birliği içerisinde ücretlerin düşürülmesinin öncüsü olmuştur. Düşük ücretli işler sektörü bir ithalat başarısı – bu kelime ile anlatılmak istenen: Nüfusun üçte biri ekonomik, sosyal ve kültürel olarak dışlanmakta, seçimlere katılması istenmemektedir. Sınıf mücadelesinin koyduğu sonuç da ortadadır: Sanayi ülkelerinin hiçbirinde burada olduğu gibi ücretlerin milli gelirdeki payının böylesi azaldığı görülmemiştir.
Dışa karşı yürütülen saldırgan yayılma politikası ve içerideki yoksulluk politikası federal devleti tanınmaz hale getirdi. Almanya rekabet yeteneği sebebiyle başka ülkeler için model haline getirildi. Gerici ideolojinin hegemonyası gerici politikaya denk gelmektedir. Milliyetçi hareketlerin ilerleyişi SPD, Yeşiller, CDU/CSU ve FDP‘nin 20 yıl boyunca yürüttükleri politikanın bir sonucudur. Şimdi sağ deneyimlerin üstüne "sol" ve "alternatif" cilalardan feragat ediliyor. Bunun sonuçlarından biri de Pegida ve AfD; bunların yükselişleri Alman burjuvazisinin açıkça Neonazilerin politik aktör olarak kabul edilmesine hazır olduğunun sinyalleridir.
Bu ülkede vuku bulanlar başka bir yerde de buna benzer biçimde yaşanmaktadır. Şekli burada özellikle vicdansızca ve ikiyüzlü olabilir, modern kapitalizm her yerde bu içeriği vermektedir. Çoğu yerde bilinen ve ağızdan ağıza dolaşan şey: Gerici ilerleyişi durdurmak isteyen kişi, kapitalizmi eleştirmekten geri durmamalıdır. Aynı kişi sosyalist seçeneklerin yollarını göstermek de zorundadır.

22'nci Rosa Luxemburg Konferansı’nın konuşmacılarının sunumları aşağıdaki konulardır:
 
"Gericiliğe karşı mücadele ve yeni bir Solun inşası"
Jean Wyllys, Brezilya Milli Kongre üyesi, Socialismo e Liberdade (Brezilya)

"Bağımsızlık ve Sosyalizm – Bask Bölgesi’nde toplumsal seçenekler için fırsatlar"
Arnaldo Otegi, Mart 2016’ya kadar siyasi tutuklu, Bask Sol Bağımsızlık Partisi SORTU Başkanı (Bask Bölgesi)

"Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni koşullar altında ırkçılık ile mücadele"
Marylin Zuniga
, Hareketi aktivisti (ABD)

"Silahlı mücadeleden parlamenter mücadeleye"
Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri Temsilcisi – Halkın Ordusu, FARC-EP (Kolombiya)

"Küba’daki Sosyalizmi neden yeniliyor ve pes etmiyoruz"
Arlín Alberty Loforte, Granma Müdür Vekili, Granma Internacional Başkanı (Küba)

"Türkiye’de terör ve diktatörlüğe karşı mücadele"
Selahattin Demirtaş, Halkların Demokratik Partisi Eşbaşkanı, HDP (Türkiye)

Mumia Abu-Jamal - Selamlama Mesajı, Amerika’da gazeteci ve siyasi tutuklu

 

18:00     Açıkoturum/Tartışma

2017 Almanya Federal Parlamento Seçimi Sonrası:
NATO savaş yürütüyor – Sol yönetiyor mu?

Kapitalizmin arabası çamura takılıp ilerleyemedikçe, sol politik güçlerin ilerleyişlerindeki ihtiyaç artmaktadır. Avrupa Birliği’ndeki kriz azalmaksızın sürmekte, Avro ilerleyişinden çok sona doğru büyük bir düşüşte, Almanya ile birlikte ve Batının dış politikası daha fazla savaşın içerisindeki bir çıkmaz yola girmiş durumda. Geçen son 25 yılın devlet terörü insanların yerinden yurdundan edilmesinin asıl sebebidir; bu politika terörist saldırıları kışkırtmakta ve desteklemektedir.  Örneğin Türkiye’deki Erdoğan rejimine olan yardım - yani doğrudan ve dolaylı olarak dini bir örtüye sarılmış olan kriminal çeteler gibi.
Cevap hiç eskimiyor: Silahlanma, silah ithalatı, Alman askerleri daha fazla ülkeye yollanmakta. Anayasa ve ceza kanuna uyulmuş olsa, saldırganlık ve şiddet konusunda – Batının saldırı savaşlarına Almanya’nın katılması gibi - sorumlu olan Almanlar, Şansölye/Almanya Başbakanı ve bakanlar çoktan hapishanede yatıyor olurdu. Federal Başsavcı vaktiyle NATO’nun 1999’da Yugoslavya’ya yapmış olduğu savaştaki hava saldırılarına suçlamalarını, savaş saldırılarına katılmadığı ve sadece bir hazırlık olduğunu, bunun da suç olmadığı gerekçesi ile kabul etmemiştir. Şu an ise cezalandırmalardan korunma gittikçe daha kolay olmakta: 1 Ocak 2017 itibariyle değiştirilmiş Alman Ceza Kanunu geçerli olmakta, bu da sığınma yuvalarının kapılarını genişletmekle birlikte kimsenin savaş suçlamalarından dolayı dava edilememesi sağlamakta.
Şimdi, Alman Sol Partisi’ni bir hükümetin içine dâhil edecek, NATO’nun Rusya’ya karşı yeni bir Soğuk Savaş doktrinine riayet eden, daha fazla savaşı hazırlayan ve toplumu keyifli bir halde tutan tartışma ve teklifler artarak çoğalmakta. Bunun gerçekleşmesi durumunda, tüm Alman Solu açısından, Federal Almanya’da barış hareketi ve demokrasi için sonuçları neler olacaktır? Sağ ve Neofaşizm ile mücadelede bu ne anlama gelmektedir?

Aşağıda ismi yazılı olan konuklarımız ile bu konuları tartışacağız:

  • Aitak Barani, Zusammen e. V.
  • Ellen Brombacher, Alman Sol Partisi Komunist Platformu
  • Patrik Köbele, Alman Komunist Partisi Başkanı, DKP
  • Bernd Riexinger, Alman Sol Partisi
  • Moderatör: Stefan Huth (junge Welt Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

Paralel Program, Gençlik Forumu – Saat 14:00, MOA5 Salonu
Sağ hareketin ilerleyişini durdur! AfD ve benzerlerine karşı mücadeleyi nasıl örgütlüyoruz?
İşçi Sendikası Gençliği Temsilcileri ve Sol İttifak ve Organizasyonlar ile Tartışma Oturumu:

Alman Federal Devleti’nde şimdiye kadar görülmemiş bir mobilizasyon ve sokaklarda sesini duyurma potansiyeli, açıkça ırkçı bir siyasal parti olarak gelişen AfD ile birlikte gerçekleşmekte. Bu parti Almanya’da sağcı gelişmeleri fırsat olarak görmekte ve bunu özendirmektedir. Ama mülteci sayısındaki artış ve AfD’nin seçimlerdeki başarısı ile birlikte başka güçler de bu plana katılmış bulunmakta: 10 binlerce kişi belli somut bir dayanışma içine girdiler ve kısmen de politize oldular. Çoğu genç AfD’nin yükselişini endişe içerisinde takip etmekte. Irçılığa karşı posizyon alma isteği en azından toplumun bazı kesimlerinde artış gösterdi.
AfD’nin ilk eyalet seçimleri başarısından bir yıl sonra ve federal devlet seçimlerine dokuz ay gibi bir süre kala, AfD’ye karşı mücadelede hangi deneyimleri edindiğimizi değerlendirmemiz ve buna karşın hangi karşı stratejilerin başarıya ulaşabileceğini tartışmamız gerekmektedir.

Go to top